Sirküler

image description

7104 sayılı Kanunla KDV Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler hakkında.

SİRKÜLER

 

 

Tarih              : 13.04.2018

Sıra No           : 2018/19

Konu              :  7104 sayılı Kanunla KDV Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler hakkında.

 

Bilindiği üzere, yasalaşma sürecinde büyük tartışmalara neden olan, yapılan – yapılamayan ve TBMM Genel Kurulu’nda çıkarılan bazı düzenlemeleri ile büyük hayal kırıklıklarına neden olan KDV Kanun değişiklikleri ile ilgili 7104 sayılı Kanun, 06 Nisan 2018 tarihli ve 30383 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.

 

Söz konusu Kanunun yasalaşmadan önceki tasarı metninde çok önemli devrim gibi düzenlemeler yer alıyordu. Ancak, aşağıda belirtilecek olan bu düzenlemeler TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmeler sırasında tasarıdan çıkarıldı. Tasarıdan çıkarılan bu düzenlemeler ise aşağıdadır:

 

- Devreden KDV sisteminin kaldırılması ve devreden KDV’nin iade edilmesi

 

- Grup KDV mükellefiyeti

 

- 3 ay içinde yapılamayan KDV iadesi için mükellefe faiz ödenmesi

KDV Kanununda 7104 sayılı Kanunla yapılan değişikliklere ilişkin açıklamalarımız ise aşağıda yer almaktadır:

 

1) ARSA KARŞILIĞI İNŞAAT İŞLERİNDEKİ KDV BELİRSİZLİĞİ KANUNDA DÜZENLEME YAPILARAK GİDERİLDİ

 

a) Yapılan Düzenleme:

 

Arsa karşılığı inşaat işlerinin KDV karşısındaki durumu ile ilgili olarak 7104 sayılı Kanunla KDV Kanununun iki farklı maddesine ekleme yapılmıştır. Söz konusu eklemeler ve gerekçeleri aşağıda yer almaktadır:

 

DEĞİŞMEDEN ÖNCEKİ ŞEKLİ

DEĞİŞİKLİKTEN SONRAKİ ŞEKLİ

Teslim

Madde 2- (…)

 

5. Trampa iki ayrı teslim hükmündedir.

Teslim

Madde 2- (…)

 

5. Trampa iki ayrı teslim hükmündedir. Bu Kanunun uygulanmasında arsa karşılığı inşaat işlerinde; arsa sahibi tarafından konut veya işyerine karşılık müteahhide arsa payı teslimi, müteahhit tarafından arsa payına karşılık arsa sahibine konut veya işyeri teslimi yapılmış sayılır.

 

 

Değişiklik Gerekçesi: Maddeyle, arsa karşılığı inşaat işlerinde, arsa sahibi tarafından müteahhide yapılan teslim, arsanın tamamı yerine, müteahhide kalacak konut veya iş yerlerine isabet eden arsa payı itibarıyla gerçekleştiğinden, müteahhit tarafından yapılan işlemin de arsa payına karşılık, konut veya işyeri teslimi olduğunu öngören yeni bir uygulamaya geçilmektedir.

 

DEĞİŞMEDEN ÖNCEKİ ŞEKLİ

DEĞİŞİKLİKTEN SONRAKİ ŞEKLİ

Teslim

Madde 27- (…)

 

Teslim

Madde 27- (…)

 

6. Arsa karşılığı inşaat işlerine ilişkin bedelin tespitinde, müteahhit tarafından arsa sahibine bırakılan konut veya işyerinin, Vergi Usul Kanununun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ikinci sıradaki maliyet bedeli esasına göre belirlenen tutarı esas alınır.

 

 

Değişiklik Gerekçesi: Maddeyle, arsa karşılığı İnşaat işlerinde, teslime konu olan arsa payı ile konut veya işyerlerinin bedelinin tespitinde, müteahhit tarafından arsa sahibine bırakılan konut veya işyerlerinin Vergi Usul Kanununun 267. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ikinci sıradaki maliyet bedeli esasına göre belirlenen tutarının esas alınacağına yönelik düzenleme yapılmaktadır. Bu durumda, arsa sahibine kalacak konut veya işyerlerine ilişkin arsa payının müteahhide devri söz konusu olmadığından, arsa sahibine bırakılacak konut veya işyerlerinin maliyet bedelinin tespitinde arsa payı dikkate alınmayacaktır.

 

b) Yapılan Düzenlemenin Değerlendirilmesi

 

1988 yılından bu yana uygulamada bulunan ve Kanunda düzenleme olmamasına rağmen sadece Tebliğ düzeyinde usul ve esasları belirlenen arsa karşılığı inşaat işlerinde KDV konusu;

 

-  Yaratılan ihtilafların idare aleyhine sonuçlanması ve yargı kararlarında, arsa karşılığı inşaat işlerinde karşılıklı iki teslimin bulunmadığına hükmedilmesi,

 

- Tebliğdeki düzenlemenin aksine bu işlemde, arsa sahiplerinin arsanın tamamını devretmediği,  sadece müteahhide kalan konut ve iş yerlerine isabet eden arsa payının devrinin söz konusu olduğu, arsa sahibine kalan daire ve işyerlerine isabet eden arsa payları için bir devrin söz konusu olmadığı yönünde ciddi itirazların olması,

 

- Arsa payı karşılığında arsa sahiplerine verilecek konut ve iş yerleri için faturanın hangi bedel üzerinden düzenleneceği hususunda ciddi ve çok sayıda ihtilaf bulunması

 

hususları gözönünde tutularak, yukarıda belirtilen düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeler, 06.04.2018 tarihinden sonra yapılan teslimlere uygulanmak üzere yürürlüğe girmiştir. 

 

 

 

Buna göre, 06.04.2018 tarihinden sonra;

 

- Kat karşılığı inşaat işlerinde eş zamanlı olarak yapılacak karşılıklı faturalaşmada arsa sahipleri tarafından sadece müteahhide kalan konut ve işyerlerine isabet eden arsa payı için fatura düzenlenecek, arsa sahipleri mükellef değilseler müteahhit aynı şekilde gider pusulası düzenleyecektir. Arsa sahiplerine kalan konut ve iş yerlerine isabet eden arsa paylarının devri söz konusu olmadığından, bu paylar için herhangi bir belge düzenlenmeyecektir.

 

- Arsanın karşılığı olarak arsa sahiplerine yapılacak konut veya iş yeri teslimlerinde, bu konut ve iş yerlerine ilişkin arsa paylarının müteahhit tarafından devri söz konusu olmadığından, sadece arsa sahibine bırakılacak konut veya iş yerlerinin Vergi Usul Kanununu 267. Maddesinin ikinci sırasında belirtilen maliyet bedeli üzerinden fatura düzenlenecek ve bu konut ve iş yerlerinin tabi olduğu oranda KDV hesaplanacaktır. Bu şekilde, faturalaşmada esas alınacak bedel (emsal bedel mi, maliyet bedeli mi) ve bu bedele arsa payının dahil olup olmayacağı konusunda yaşanan sıkıntılar da çözümlenmiştir.

 

Yalnız burada Vergi Usul Kanununun 267. Maddesinin 2. Sırasına göre maliyet bedelinin tespitinde maliyet bedeline % 5’mi yoksa % 10’mu ilave edileceği konusu açık değildir. Bu oranlar teslimin toptan veya perakende olmasına bağlı olarak belirlenecektir. Bir teslimin toptan olup olmadığı, alıcının durumuna göre belirlenmektedir. Bu nedenle bu durumun müteahhit tarafından baştan bilinmesi mümkün olamayabileceği gibi, teslim sonrasında değişmesi de mümkündür.

 

2) MÜZAYEDE MAHALLERİNDE YAPILAN SATIŞLARDA MÜKELLEFİN KİM OLACAĞI VE FAZLA YERSİZ ÖDENEN VERGİLERDE İADENİN NASIL YAPILACAĞI HUSUSLARI KANUNA TAŞINARAK, YARGI ORGANLARI İLE OLUŞAN İHTİLAFLAR GİDERİLDİ

 

a) Yapılan Düzenleme:

 

3065 sayılı Kanunun 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasına (c) bendinden sonra gelmek üzere (ç) bendi eklenmiş, (2) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilerek fıkraya yeni bir cümle eklenmiştir.

 

DEĞİŞMEDEN ÖNCEKİ ŞEKLİ

DEĞİŞİKLİKTEN SONRAKİ ŞEKLİ

Mükellef
Madde 8

1. Katma Değer Vergisinin Mükellefi (…)

 

2. Vergiye tabi bir işlem söz konusu olmadığı veya katma değer vergisini fatura veya benzeri vesikalarda göstermeye hakkı bulunmadığı halde; düzenlediği bu tür vesikalarda katma değer vergisi gösterenler, bu vergiyi ödemekle mükelleftirler. Bu husus kanuna göre borçlu oldukları vergi tutarından daha yüksek bir meblağı gösteren mükellefler için de geçerlidir. Bu gibi sebeplerle fazla ödenen vergiler, Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslara göre ilgililere iade edilir.

 

Mükellef
Madde 8

1. Katma Değer Vergisinin Mükellefi (…)

 “ç) Müzayede mahallerinde yapılan satışlarda bu satışları yapanlar,”

2. Vergiye tabi bir işlem söz konusu olmadığı veya katma değer vergisini fatura veya benzeri vesikalarda göstermeye hakkı bulunmadığı halde; düzenlediği bu tür vesikalarda katma değer vergisi gösterenler, bu vergiyi ödemekle mükelleftirler. Bu husus kanuna göre borçlu oldukları vergi tutarından daha yüksek bir meblağı gösteren mükellefler için de geçerlidir.

Bu gibi sebeplerle fazla veya yersiz hesaplanan ve Hazineye ödenen vergi, Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslara göre işlemi yapan mükellefe iade edilir. Şu kadar ki söz konusu iadenin yapılabilmesi için işlemle ilgili beyanların düzeltilmesi ve fazla veya yersiz hesaplanan verginin satıcı tarafından alıcıya geri verilmesi şarttır.

 

 

Değişiklik Gerekçesi: a) Müzayede suretiyle yapılan satışlarda, müzayedeyi düzenleyenlerin (icra daireleri, mahkeme satış̧ memurlukları vb.) mükellef olduğu hususuna Kanun lafzında açıkça yer verilmektedir.

 

b) Fazla veya yersiz ödenen verginin iade edilebilmesi için, alıcı ve satıcı tarafından beyanların düzeltilmesi ve fazla veya yersiz hesaplanan verginin satıcı tarafından alıcıya geri verilmesinin şart olduğu; idare tarafından yapılacak iadenin fazla veya yersiz hesaplanan verginin ilgili tahsil dairesine ödenen kısmı ile sınırlı olacağı hususuna Kanun lafzında açıkça yer verilmektedir.

 

b) Yapılan Düzenlemenin Değerlendirilmesi

 

KDV Kanunu’nun konusuna giren işlemlerden birisi de, müzayede mahallinde yapılan satışlardır. Ancak, Kanunda müzayede mahallinde yapılan satışlarda verginin mükellefinin kim olacağına ilişkin net bir hüküm yer almamaktaydı. Bu konuda Tebliğ düzeyinde düzenleme bulunmaktaydı. Bu durum ise, ihtilaflı işlemlerde sıkıntılara neden olmaktaydı. Bu nedenle, mükellef maddesinin içine, müzayede mahallinde yapılan satışlarda verginin mükellefinin kim olacağını “satışı yapanlar” denmek suretiyle netleştirilmiştir.

İkinci düzenleme ile de, KDV’de düzeltmeye konu işlemlerle ilgili bir netleştirme yapılmıştır. Şöyle ki; uygulamada bazen vergiye tabi olmayan bir işlemden dolayı KDV hesaplanması ya da olması gerekenden daha yüksek bir miktarda KDV hesaplanması ve tahsil edilmesi söz konusu olabilmektedir. Fazla veya yersiz bir KDV hesaplandıysa bu hesaplanan KDV’nin hazineye intikal etmesi şartıyla, fazla veya yersiz tahsil eden bunu ettiği kişiye iade edecek, sonra da vergi dairesinden iadesini talep edecek, vergi dairesi de mükellefe iadeyi yapacak. Yapılan düzenleme, mevcut Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliği ile yapılan bire bir, paralel bir düzenlemedir. Ancak, bu konunun sadece Tebliğ ile düzenlenmiş olması,  yaratılan ihtilaflarda yargıda bir takım sıkıntılara neden olmuştur. Yargı organlarının, bazı hususlarda “Tamam, tebliğde düzenleme var ama bu konu Kanunda düzenlenmemiş, bu konuların Kanunda düzenlenmesi lazım.” Şeklinde görüş ve tavsiyeleri bulunmaktadır. Dolayısıyla, yapılan bu ikinci düzenleme de, söz konusu sıkıntıları çözmeye yöneliktir.

 

Yukarıda yapılan açıklamalardan da fark edileceği üzere, Kanunun 8. Maddesinde yapılan söz konusu düzenlemeler, daha önce Tebliğ ile yapılan düzenlemelerin Kanuna aktarılmasından ibarettir. Yapılan bu düzenlemeler, 06.04.2018 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.

 

 

 

 

3) DUTY FREE SHOP’LARA SATILMAK ÜZERE TÜRKİYE’DEN YAPILAN TESLİMLER İHRACAT OLARAK DEĞERLENDİRİLECEK VE KDV’DEN İSTİSNA TUTULACAK

 

a) Yapılan Düzenleme:

 

DEĞİŞMEDEN ÖNCEKİ ŞEKLİ

DEĞİŞİKLİKTEN SONRAKİ ŞEKLİ

İhracat Teslimi ve Yurt Dışındaki Müşteriler İçin Yapılan Hizmetler
Madde 12

1. Bir teslimin ihracat teslimi sayılabilmesi için aşağıdaki şartlar yerine getirilmiş olmalıdır:

a) Teslim yurt dışındaki bir müşteriye veya bir serbest bölgedeki alıcıya ya da yetkili gümrük antreposu işleticisine yapılmalı veya mallar yetkili gümrük antreposu işleticisine tevdi edilmelidir.

b) Teslim konusu mal Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesinden çıkarak bir dış ülkeye veya bir serbest bölgeye vasıl olmalı ya da yetkili gümrük antreposuna konulmalıdır. Teslim konusu malın ihraç edilmeden önce yurt dışındaki alıcı adına hareket eden yurt içindeki firmalar veya bizzat alıcı tarafından işlenmesi veya herhangi bir şekilde değerlendirilmesi durumu değiştirmez.

 

İhracat Teslimi ve Yurt Dışındaki Müşteriler İçin Yapılan Hizmetler
Madde 12

1. Bir teslimin ihracat teslimi sayılabilmesi için aşağıdaki şartlar yerine getirilmiş olmalıdır:

a) Teslim yurt dışındaki bir müşteriye veya bir serbest bölgedeki alıcıya veya 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanununun 95 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre faaliyette bulunan gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara veya bunların depolarına ya da yetkili gümrük antreposu işleticisine yapılmalı veya mallar yetkili gümrük antreposu işleticisine tevdi edilmelidir.

b) Teslim konusu mal Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesinden çıkarak bir dış ülkeye veya bir serbest bölgeye vasıl olmalı ya da gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara veya bunların depolarına veya yetkili gümrük antreposuna konulmalıdır. Teslim konusu malın ihraç edilmeden önce yurt dışındaki alıcı adına hareket eden yurt içindeki firmalar veya bizzat alıcı tarafından işlenmesi veya herhangi bir şekilde değerlendirilmesi durumu değiştirmez.

 

 

Değişiklik Gerekçesi: Maddeyle, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 95 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre faaliyette bulunan gümrüksüz satış̧ mağazalarına veya bunların depolarına yapılan teslimler, ihracat teslimi sayılmak suretiyle yerli işletmeler aleyhine oluşan rekabet eşitsizliği giderilmektedir.

 

b) Yapılan Düzenlemenin Değerlendirilmesi

 

Değişiklikten önceki uygulamada, gümrüksüz satış mağazaları T.C. gümrük bölgesi içinde faaliyet gösterdiklerinden ve bu mağazalara yurt içinden yapılan teslimler, T.C. gümrük bölgesinden geçerek yurt dışındaki bir müşteriye vasıl olmadığından, ihracat teslimi sayılmamakta ve KDV’ye tabi

 

tutulmakta iken, yurt dışından bu mağazalara getirilen mallar Türkiye’de serbest dolaşıma girmemesi nedeniyle KDV’ye tabi tutulmamaktaydı. Bu durum ise, bu mağazalara Türkiye’den mal satan yerli işletmeler aleyhine rekabet eşitsizliğine neden oluyordu.

 

Yapılan düzenleme ile, gümrüksüz satış̧ mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara veya bunların depolarına yapılan teslimler ihracat teslimi sayılarak KDV’den istisna tutulmuş̧, bu şekilde yerli işletmeler aleyhine oluşan rekabet eşitsizliği giderilmiştir. Yapılan bu düzenleme, 01.06.2018 tarihinden itibaren yürürlüğe girecektir.

 

Ayrıca, 7104 sayılı Kanunla Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda da değişiklik yapılarak, gümrüksüz satış̧ mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara veya bunların depolarına yapılan teslimler özel tüketim vergisinden de müstesna tutulmuştur. İhraç edilen mallarda olduğu gibi, bu mağaza ve depolara teslim edilen malların alış̧ faturaları üzerinde gösterilen ve beyan edilerek ödenen özel tüketim vergisinin, malları bu yerlere teslim edenlere iade edilmesi sağlanmıştır.

 

4) OKUL, SAĞLIK TESİSİ VE ÖĞRENCİ YURDU, ÇOCUK YUVASI, YETİŞTİRME YURDU, HUZUREVİ, BAKIM VE REHABİLİTASYON MERKEZİ, YAYGIN DİN EĞİTİMİ VERİLEN TESİSLER, GENÇLİK MERKEZLERİ İLE GENÇLİK VE İZCİLİK KAMPI YAPIP/YAPTIRIP  BAĞIŞLAYAN HAYIRSEVERLER ARTIK KDV ÖDEMEYECEK

 

a) Yapılan Düzenleme:

 

DEĞİŞMEDEN ÖNCEKİ ŞEKLİ

DEĞİŞİKLİKTEN SONRAKİ ŞEKLİ

Araçlar, kıymetli maden ve petrol aramaları ile ulusal güvenlik harcamaları ve yatırımlarda istisna
 

Madde 13 (…)

 

 

 

Araçlar, kıymetli maden ve petrol aramaları ile ulusal güvenlik harcamaları ve yatırımlarda istisna

 

Madde 13

 

k) Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanmak üzere yapılan okul, sağlık tesisi ve yüz yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde elli yatak) kapasitesinden az olmamak üzere öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi, bakım ve rehabilitasyon merkezi, mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi ibadethaneler, Diyanet İşleri Başkanlığı denetimine tabi yaygın din eğitimi verilen tesisler, Gençlik ve Spor Bakanlığına ait gençlik merkezleri ile gençlik ve izcilik kamplarının inşası dolayısıyla bağışta bulunacaklara yapılan teslim ve hizmetler

 

 

 

Değişiklik Gerekçesi: 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasına (k) bendi eklenerek genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanmak üzere yapılan okul, sağlık tesisi ve yüz yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde elli yatak) kapasitesinden az olmamak üzere öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi, bakım ve rehabilitasyon merkezi, mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi ibadethaneler, Diyanet İsleri Başkanlığı denetimine tabi yaygın din eğitimi verilen tesisler, Gençlik ve Spor Bakanlığı’na ait gençlik merkezleri ile gençlik ve izcilik kamplarının inşası dolayısıyla bağışta bulunacaklara yapılan teslim ve hizmetler istisna tutulmaktadır.

 

b) Yapılan Düzenlemenin Değerlendirilmesi

 

Değiştirilmeden önceki düzenlemeye göre, hayırseverler genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlamak üzere okul, sağlık tesisi gibi hayra müteallik tesisleri yapmaları veya yaptırmaları halinde, bunların imal ve inşası ile ilgili olarak yaptıkları mal ve hizmet alımları için KDV ödüyorlardı. Bu durum ise, hayırseverlerden yaptığı hayrın KDV’si de alınıyor şeklinde eleştirilere neden oluyordu. Yani hayırseverler, bağışladıkları söz konusu tesisler için bir de KDV ödüyorlardı.

Yapılan söz konusu düzenleme ile; genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanmak üzere yapılan okul, sağlık tesisi, öğrenci yurdu, çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi, bakım ve rehabilitasyon merkezi, mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi ibadethaneler, Diyanet İsleri Başkanlığı denetimine tabi yaygın din eğitimi verilen tesisler, gençlik merkezleri ile gençlik ve izcilik kamplarının inşası dolayısıyla bağışta bulunacaklara yapılan teslim ve hizmetler KDV’den istisna tutulmuştur. Bu şekilde, sayılan kurum ve kuruluşlara bağış̧ yapacak hayırseverlerin, bağışlanacak tesisler nedeniyle yüklenecekleri maliyet azaltılmıştır. Son derece yerinde ve doğru bir düzenlemedir. Yapılan bu düzenleme, 01.06.2018 tarihinden itibaren yürürlüğe girecektir.

5) TÜRKİYE’DE YERLEŞMİŞ OLMAYAN YABANCI UYRUKLU GERÇEK KİŞİLERE VERİLEN KORUYUCU HEKİMLİK, TEŞHİS, TEDAVİ VE REHABİLİTASYON HİZMETLERİ KDV’DEN İSTİSNA TUTULDU

a) Yapılan Düzenleme:

 

DEĞİŞMEDEN ÖNCEKİ ŞEKLİ

DEĞİŞİKLİKTEN SONRAKİ ŞEKLİ

Araçlar, kıymetli maden ve petrol aramaları ile ulusal güvenlik harcamaları ve yatırımlarda istisna
 

Madde 13 (…)

 

 

 

Araçlar, kıymetli maden ve petrol aramaları ile ulusal güvenlik harcamaları ve yatırımlarda istisna

Madde 13

l) Sağlık Bakanlığınca izin verilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından, Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilere, münhasıran sağlık kurum ve kuruluşlarının bünyesinde verilen koruyucu hekimlik, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri (Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilere söz konusu hizmetlerle birlikte sağlanan diğer teslim ve hizmetler istisnanın kapsamına dahil değildi

 

Değişiklik Gerekçesi: 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasına (l) bendi eklenerek, Sağlık Bakanlığınca izin verilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından, Türkiye’de yerleşmiş̧ olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilere münhasıran sağlık kurum ve kuruluşlarının bünyesinde verilen koruyucu hekimlik, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri tam istisna kapsamına alınmaktadır. Ancak bu istisna, konaklama, ulaşım, yemek gibi diğer her türlü teslim ve hizmetleri kapsamamaktadır.

 

b) Yapılan Düzenlemenin Değerlendirilmesi

 

Bilindiği üzere, dünyada sağlık turizmi hacim olarak giderek büyümekte, ülkeler de buradan aldıkları payı artırmak istemektedirler. Bu nedenle ülkeler sağlık turizminden daha fazla pay almak için çeşitli teşvik ve istisna düzenlemeleri yapmaktadırlar. Ülkemiz de bu konuda yukarıda belirtilen KDV istisnası düzenlemesini yaparak, diğer ülkelere göre bir adım öne geçmiştir. Çünkü, KDV istisnası, yabancı hastalar yönünden sağlık hizmetlerinin bedelini KDV kadar azaltmıştır.

 

İstisna; Sağlık Bakanlığı’nca izin verilenler tarafından, Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilere, sadece sağlık kurum ve kuruluşlarının bünyesinde verilen sağlık ve rehabilitasyon hizmetlerini kapsamaktadır. Bu hizmetlerle birlikte sağlanan varsa diğer teslim ve hizmetler, istisna kapsamına girmemektedir. Örneğin, konaklama, ulaşım, yemek gibi hizmetler istisna kapsamına girmemektedir. Yapılan bu düzenleme, 01.06.2018 tarihinden itibaren yürürlüğe girecektir.

 

6) AR-GE, YENİLİK VE TASARIM FAALİYETLERİNDE BULUNANLARA YAPILAN YENİ MAKİNA VE TEÇHİZAT TESLİMLERİ KDV’DEN İSTİSNA TUTULDU

 

a) Yapılan Düzenleme:

 

DEĞİŞMEDEN ÖNCEKİ ŞEKLİ

DEĞİŞİKLİKTEN SONRAKİ ŞEKLİ

Araçlar, kıymetli maden ve petrol aramaları ile ulusal güvenlik harcamaları ve yatırımlarda istisna
 

Madde 13 (…)

 

 

 

Araçlar, kıymetli maden ve petrol aramaları ile ulusal güvenlik harcamaları ve yatırımlarda istisna

Madde 13

m) 26/6/2001 tarihli ve 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamındaki teknoloji geliştirme bölgesi ile ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde, 28/2/2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde, 3/7/2014 tarihli ve 6550 sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun kapsamındaki araştırma laboratuvarlarında Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde bulunanlara, münhasıran bu faaliyetlerinde kullanılmak üzere yapılan yeni makina ve teçhizat teslimleri (İstisna kapsamında alınan makina ve teçhizatın, teslim tarihini takip eden takvim yılının başından itibaren üç yıl içinde, Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetleri dışında kullanılması veya elden çıkarılması hallerinde, zamanında alınmayan vergi alıcıdan, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir. Zamanında alınmayan vergiler ile vergi cezalarında zamanaşımı, verginin tarhını veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun meydana geldiği tarihi takip eden takvim yılının başından itibaren başlar.),”

 

 

Değişiklik Gerekçesi: 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasına (m) bendi eklenerek, Ar- Ge, yenilik ve tasarım yoluyla ülke sanayisi ve ekonomisinin uluslararası düzeyde rekabet edebilir bir yapıya kavuşturulması için teknolojik bilgi üretilmesini, üründe ve üretim süreçlerinde yenilik yapılmasını, ürün kalitesi ve standardının yükseltilmesini, verimliliğin artırılmasını, üretim maliyetlerinin düşürülmesini teminen, 4691 sayılı Kanun kapsamındaki teknoloji geliştirme bölgesi ile ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde, 5746 sayılı Kanun kapsamındaki Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde, 6550 sayılı Kanun kapsamındaki araştırma laboratuvarlarında Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde bulunanlara, münhasıran bu faaliyetlerinde kullanılmak üzere yapılan yeni makina ve teçhizat teslimleri tam istisna kapsamına alınmaktadır.

 

b) Yapılan Düzenlemenin Değerlendirilmesi

 

Ar- Ge, yenilik ve tasarım yoluyla ülke sanayisi ve ekonomisinin uluslararası düzeyde rekabet edebilir bir yapıya kavuşturulması için teknolojik bilgi üretilmesini, üründe ve üretim süreçlerinde yenilik yapılmasını, ürün kalitesi ve standardının yükseltilmesini, verimliliğin artırılmasını, üretim maliyetlerinin düşürülmesini teminen,

 

- 4691 sayılı Kanun kapsamındaki teknoloji geliştirme bölgesi ve ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde,

 

- 5746 sayılı Kanun kapsamındaki Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde,

 

- 6550 sayılı Kanun kapsamındaki araştırma laboratuvarlarında

 

Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde bulunanlara, münhasıran bu faaliyetlerinde kullanılmak üzere yapılan yeni makine ve teçhizat teslimleri KDV’den istisna tutulmuştur. Sözü edilen istisna tam istisna niteliğinde olup, bu teslimler nedeniyle yüklenilip indirilemeyen KDV’ler iade edilecektir. Yapılan bu düzenleme, 01.